Damla Mersin ve Aynı Anda Gülümse Projesi

MUDEM ile birlikte yürüttüğü Aynı Anda Gülümse projesi ile Suriye'li çocukları analog fotoğrafçılıkla tanıştıran Damla Mersin'e bu projeyi ve Suriye'li çocukların analog fotoğrafçılığa karşı yorumlarını sorduk. İşte cevapları ve çocukların çektiği fotoğraflardan bir seçki.

Damla merhaba, Lomography Dergisi’ne hoş geldin. Bize biraz kendinden bahseder misin?

Merhaba ben 2005 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Fotoğraf bölümünde üniversite eğitimime başladım. Bu süreç yüksek lisansı da aynı üniversitede tamamlamamla devam etti. Şuanda Milli eğitim bakanlığına bağlı bir lisede fotoğraf öğretmenliği yapıyorum ve İstanbul’daki ayağını Mülteci Destek Derneği’nin yürüttüğü "Together We Stand" Projesinde gönüllü olarak "Aynı Anda Gülümse" adlı projemi devam ettiriyorum.

Bize bu projeden biraz bahseden misin?

Ülkemizde son zamanlarda artan Suriyeli nüfusu hepimizin dikkatini çektiği gibi benim de çekiyordu. Bu Suriyeli nüfusun çok büyük bir kısmını da çocuklar oluşturuyor.
Ayrı din, dil, ırktan olan bu çocuklar eleştirelim yada eleştirmeyelim aynı şehirde yaşıyor, aynı okula gidiyor, aynı sokaklarda oynuyor ve birbirlerini anlamadıkları için aralarındaki duvar gittikçe kalınlaşıyor.

Birçok farklılığın yanı sıra aynı dili konuşmuyor oluşumuz birbirimizi anlamakta büyük zorluklar yaşamamıza sebep oluyor. Bu durumun beni en çok ilgilendiren tarafı çocuk nüfusun gelişim çağında bu anlamda alacağı yaralardı. Suriyeli çocuklar kendi topraklarından ayrılıp geldiler ve dilini bilmedikleri insanlarla yaşamaya başladılar. Bu çocukların kendilerini ifade edecek alan bulmaları için onlara yol gösterilmesine ihtiyaçları olabilir diye düşündüm. Bir çocuğun alması gereken değerleri, kendini sağlıklı ifade etme yöntemlerini zamanında almamasının ileride önce kendi hayatında sonra toplumda sorunlar yaratacağını düşünüyorum.

Czeslaw Mitosz’a göre "Tek anayurt dildir". Suriyeli çocuklar şuan anayurtlarından uzakta ve aidiyetsizlik duygusu içerisindeler.

Fotoğraf, kişinin ruhunu ortaya koyabilmesi için bir ifade dili özelliği taşıyor.

Benim amacım beraber çalıştığımız çocuklara fotografik eğitim vermek ve bu dili kullanarak kendilerini ifade etmelerine yardımcı olmak.

"Together We Stand" Projesi kapsamında Türk ve Suriyeli “Gönüllü” gençler yaratıcı fikirlerini, ev sahibi ve mülteci gençlerin önyargı ve ayrımcılıktan uzak bir bağlamda sosyal etkileşim kurabilmeleri için projelere dönüştürmekteler. Bu proje şu anda Ankara’da Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD), İstanbul’da ise Mülteci Destek Derneği (MUDEM) tarafından yürütülüyor. MUDEM’in özelikle sosyal uyum idealinde pratikte genç nüfusa ulaşmaya çalışan ve bizlerin dinamik potansiyelini destekleyen bu projesi oldukça dikkatimi çekmişti. Gönüllü gençlerin, online olarak başvurabilecekleri bu programda öncelikle 3 gün süren Conflictus tarafından yürütülen bir çalıştaya katılıyoruz. Bu süreçte hem iki farklı gönüllüler olarak birbirimizi tanıyor hem de temelde sosyal uyumu destekleyen insan hakları, çatışma çözümü ve sosyal arabuluculuk ve sosyal uyum gibi teorik arka planlarda temel bilgiler ediniyor ardından pratikte bir projenin nasıl yürütülebileceğini öğreniyoruz. Daha sonra bizlere sağlanan finansal destekle hayal ettiğimiz fikirleri, projelere dönüştürüyor ve iki farklı kültürün, birbirini yeniden tanıma ve anlama şansına sahip olabilecekleri farklı ortamlar yaratıyoruz. Ben bu süreçte Aynı Anda Gülümse adlı projemi onlara sundum ve destek verdiler. Projede her bir makineyi bir Türk bir Suriyeli çocuk paylaşarak fotoğraf çekiyor.

Şu an oturdukları semtte çekim yapmaya devam ediyorlar. Nasıl gidiyor çekimler? Analog fotoğrafçılığa olan ilgileri nasıl?

Türk ve Suriyeli çocuklar kendi mahallelerinde, kendi alanlarında fotoğraf çekmelerine devam ediyorlar. Belirli aralıklarla toplanıyoruz. Ailelerden gelen dönüşler de çok mutlu edici. Çekim yapacağımız günün öncesinde heyecandan uyuyamadığını söyleyen çocuklar oluyor. Benim için de zamanla aralarında gelişen bağı görmek çok mutlu edici oluyor.
Analog fotoğrafçılığa çok ilgililer. Onlarla ilgilenildiğini hissettiklerinde bu araç ne olursa olsun tüm yürekleriyle karşılık veriyorlar. Bizim aramızdaki araç da analog fotoğraf makineleri oldu.

Çocukların kullandıkları La Sardina fotoğraf makinesine ya da analog fotoğrafçılığa karşı tepkileri nasıl oldu?

Çocuklarla çalışırken onların en rahat kullanabilecekleri ve sevecekleri makinelerin Lomo fotoğraf makineleri olacağını düşündüm ve sizlere ulaştım. Sonrasında Lomography Embassy Store İstanbul'da Ocak ayında ilk eğitimimizi ve ardından ilk çekimimizi gerçekleştirdik. Çocuklar gerçekten çok heyecanlı ve keyifliydiler. La Sardina fotoğraf makinelerinin dış görünüşü de ayrıca ilgilerini çekti ve kullanım kolaylığı onların fotoğrafa olan ilgisini arttırdı. Sonuçları gördüklerinde makineyi daha da bilinçli kullanmaya başladılar. Film üzerinde çift pozlama çalışmalarında artık daha hakimler.

Çocukları analog fotoğrafçılık ile tanıştırma fikri nasıl gelişti?

Günümüzün akışı, insanın güruhun içinde yok olmasına çok müsait. İstanbul a taşınmamla birlikte artan Suriyeli insan nüfusunu daha net algıladım. Bu nüfusun içinde çok sayıda çocuk vardı ve şehrin kaosunda yitip gitmelerini engellemek adına ne yapılabilir diye düşünmeye başladım.

Haberleşme ağlarının gelişmesi ile birçok haberi daha kısa sürede daha geniş bir kitleye ulaştırmak daha mümkün ve kolay oldu. Ancak bu belki de fakirlik, savaş ve vahşeti daha katlanılabilir algılamamıza sebep oldu. Kendi kişisel tarihimde ilk hatırladığım kırılma Körfez savaşıydı. Akşam yemek saatine denk gelen ana haber bültenlerinde savaş görüntülerine yer veriliyordu ve o zamanlar bizim evde bu görüntülerin ardından sofranın toplandığını bir matem havası oluştuğunu hatırlıyorum. Bugün ise bizim ev de dahil olmak üzere birçok evde ölüm haberleri eşliğinde yemek yeniyor. Bu kimsenin hatası suçu değil ama vahşete o denli maruz kaldık ki duyarlılığımız azaldı. O sebepledir ki sokaklarda okula gitmek yerine çalışan çocuklar gördüğümüzde bunu da doğal karşılar olduk.

Üniversitede Fotoğraf Tarihi dersi alırken en çok etkilendiğim isimlerden biri Amerikalı fotoğrafçı Lewis Hine’dı. Hine, uzun yıllar işçi ve mültecileri fotoğraflayarak dönemin tanığı olmuş ve mücadele vermişti. Hine çektiği fotoğraflar sayesinde ABD'de çocuk işçiliğine yönelik yeni yasaların çıkarılmasını sağladı. Fakat o yıllardan bu yana değişen çok da fazla bir şey yok. ILO araştırmalarına göre dünyada 5-14 yaş grubunda 250 milyon çalışan çocuk bulunuyor. Ve 12-17 yaş grubu 283 milyon çocuğun çalıştığı için okula devam edemediği tahmin ediliyor.

1999'da kabul edilen ILO'nun dünyada çocuk işçiliğinin en kötü koşullarının ortadan kaldırılması için acil eylem planı adı altında 182 sayılı sözleşmesine Türkiye'de taraf olmuştu ve bu çerçevede Türkiye'de 15 yaşından küçüklerin çalışması yasaklanmıştı Ancak hala yüzlerce çocuğun zor şartlar altında çalıştığını görmekteyiz. Bu durumu engellemek mümkün olur mu bilmiyorum ama yaşının gereğinden erken olgunlaşmak zorunda kalan çocuklar için kendini ifade etme yöntemi olarak fotoğrafı araç haline getirmek istedim.

Mudem ile olan projeler nasıl devam edecek?

Mudem desteği ile devam ettiğim "Aynı Anda Gülümse"https://www.instagram.com/ayniandagulumse/ adlı projede çocuklar ve ben fotoğraflarda aynı anda gülümsemeye çalışıyoruz. Böylece belki etrafımızda dünyaya, bize, herkese ötekileştirmeden önce insan olarak bakan ve gülümseyen bir çevre yaratmayı umut ediyoruz. Bu proje aslında tamamen çocuklara ait. Ben sadece onlara yol göstermeye çalışıyorum ve doğru kişilerden destek almalarına yardımcı oluyorum. Projemizin sonunda çocukların fotoğraflarından oluşan bir sergi açacağız. Kendi ürettikleri eserleri başka insanlarla paylaşmak özgüvenlerinde atılmış birer adım olacaktır diye ümit ediyorum. Bu sergi sonrası hikayemizi anlatan ve fotoğrafların da yer aldığı bir fotoğraf kitabı oluşturmak da istiyorum.

written by nural on 2018-02-23 #lomowomen

More Interesting Articles