Chris Lowell ile Objektifin Arkası

Onu, Veronica Mars , Private Practice gibi TV şovlarında ve son olarak _GLOW_'da Bash Howard rolünde görmüş olabilirsin. Şimdi, fotoğrafçı Chris Lowell hakkında daha fazla bilgi edinmek için seni objektifin arkasına götürüyoruz.

Chris Elliott Erwitt ve Henri Cartier-Bresson gibi ikonik sokak fotoğrafçılardan etkilendi ve sokağı kalçadan çekmeye başladı. Yıllar sonra, Robert Mapplethorpe ve Sally Mann'in işleri onu portre fotoğrafçılığına itti. O zamandan beri, içgüdüsel çekim tarzını korudu ve anıları orta formatta yakaladı.

© Chris Lowell

Bir aktör ve fotoğrafçı olarak sıradan bir günün nasıl geçiyor?

Benim için sıradan bir gün, tekrar çalışamamak korkusunu dağıtmaya çalışmaktan oluşuyor. Fotoğrafçılık kariyerim, kendime bir sanatçı olarak daha yaratıcı bir güç kazandırmak için çabalarken ortaya çıktı. Oyunculukta başkaları sana iş verir. Fotoğrafçılıkta tüm kontrol bende ve bu dünyadaki en özgürleştirici hislerden biri. İstediğim fotoğrafı, en çok tercih ettiğim ekipmanı kullanarak istediğim zaman çekiyorum. Kimseden onay almıyorum ve bu çok büyük bir özgürlük! Fotoğraflarım sanatçılığımın yansımasıdır çünkü bu tamamen benim.

Tipik bir gün mü? Ölü gibi yatmıyorsam, genellikle New York'taki evimde uyanıp saatleri olabildiğince verimli kullanmaya çalışırım; müzeler, oyunlar, galeriler, konserler. Hayran olduğum sanatçıların anılarını okurum, sanat kitapları çeviririm gibi gibi. Ve fotoğraf çekerim!

© Chris Lowell

Bir röportajda bulunduğun bir TV şovu nedeniyle fotoğraf çekmeye başladığını okudum; bize daha fazla bilgi verebilir misin?

Bu benim ilk oyunculuk işimdi; Life As We Know It. Karakterim okul kaydı fotoğrafçıysıydı. Şovun yaratıcılarından biri olan Gabe Sachs hevesli bir fotoğrafçıydı, bana Leica M3 verdi ve nasıl kullanılacağını temel boyutta anlattı. Işık ölçer olmadığı için, ışık okumada çok başarılıydım ve birçok fotoğraf çektim. 19 yaşındaydım, Vancouver'da dolaşırken kendime fotoğraf çekmeyi öğrettim. Ve hala yaptığım şey bu.

© Chris Lowell

Görsel olarak etkilendiklerin kimler veya neler?

Evimde bulunan fotoğraf kitapları Sally Mann'ın Immediate Family'si, Mapplethorpe'nin Polaroids'i, Elliott Erwitt'in Personal Best'i ve William Klein'in New York 1954-55'idir. Egon Schiele tablolarındaki konuları ve duruşları, Edward Hopper tablolarında ise ortamları seviyorum. Sinemaya gelince, A Hard Day's Night , Faces , Conformist ve Fellini'nin tüm filmleri harika birer görsel ilham kaynağıdır.

Portföyün arkadaşlarınla olan özel anıları içeriyor. Bu portrelerin yakalanması için sana ilham veren şey ne?

Sokak fotoğraflarını çekmeye başlamıştım, daha sonra karşımdakilerle daha yakın bir ilişki kurmak istedim. Sally Mann muazzam bir etki yarattı. Mapplethorpe'nin erken çalışmaları da öyle. Fotoğrafçıların varlıkları görüntülerden hissedebiliyordum. Ve benim de kendi eserimde istediğim buydu. Bu yüzden gündelik hayatımda kamerayı insanlara döndürdüm. En sevdiğim portreler, kendim ve karşımdaki arasında geçen sohbet gibi duran portreler. Ben sürekli olarak bu insanlarla ilişkilerimi yakalamaya çalışıyormuş gibi hissediyorum ya da bu ilişkilerin hatıralarını fotoğraflamaya çalışıyorum demek daha doğru. Bazen fotoğraflarımı sergilemem bu da sokak fotoğrafçılığından kalan bir şey.

© Chris Lowell

Bazı fotoğrafçılar hala film kullanıyor, çünkü filmin dijital olarak kopyalanamayacak kadar farklı bir his olduğuna inanıyorlar. Katılıyor musun? Seni film kullanmak için motive eden şey ne?

Filmin dokunsal doğasını, kamerayı yerleştirme işlemini, sarma sürecini, ruloyu seviyorum. Bu inkar edilemez derecede romantik. Bunu söyleyince, dijital fotoğrafçılığa saygısızlık etmiş olmuyorum. Bu benim için felsefi bir şey. Dijital fotoğrafçılıkla, kesinlik avantajlarını elde edersin. Bir çekim yapabilir ve hemen analiz edebilirsin; pozlamanın doğru olup olmadığı, odaklanıp odaklanmadığı vs. Filmle birlikte inceleme süreci yok olur. Sadece gözüne güvenmek zorundasın. Film içgüdülerini keskinleştirir!

Çoğu fotoğrafımı seyahatlerimde çekiyorum, dışarıdaysam ve seyahat ediyorsam anın tadını çıkarmaya bakarım. Eğer dijital çekseydim, sık sık fotoğraflarımı kontrol ederdim, mükemmelliğinden emin olmak isterdim ve mükemmelliği yakalamak için tekrar tekrar çekerdim. Defalarca çekmek başlangıçta bana ilham veren şeyin doğruluğunu azaltır o yüzden her zaman fotoğrafı tek seferde oluşturmayı dene. Tek sefer çekim bazen eksik çerçeveleme, hareket bulanıklığı veya yumuşak odaklama anlamına gelir, ancak bunlar filmin daha gerçekçi olmasını sağlar.

Her zaman kullandığın makinen ve filmin nedir?

50mm lensli bir Hasselblad 503CW veya Leica M7. Tri-X'i kullanırken sadece deklanşöre basıyorum, fakat son zamanlarda Portra'yı kullanarak renk araştırmalarına başladım. Ve çoğu zaman, Holga'yı kullanmak için cesaretim var, ama pek iyi sayılmam.

© Chris Lowell

Diyelim ki en sevdiğin fotoğraf makinesiyle çekim yapmak için yarım saat verildi. Neyi fotoğraflardın?

Benim iyi yanım. Tam anlamıyla hiçbir şey yapmamak: uymak, çay yapmak, dişlerini fırçalamak, esnemek ... önemli değil.

Lütfen bizimle şu an ki favori fotoğrafını paylaş ve ardında yatan hikayeyi anlat.

© Chris Lowell

Genellikle "Thirty-One Days" dizisinden bu fotoğrafla geri dönüyorum. Ailem Kuzey Georgia'da göl kenarında bir eve sahipti; arkadaşlarım ve ben burada büyüdük. Gençliğimden gerçek bir parça! 2011 yılında ailem evi sattığında, 31 günlüğüne eve geri döndüm ve şu ana kadar yaptığım en iyi çalışmalar olan portre fotoğraflarını çektim. Bu fotoğraflar özellikle o zamanlar neler hissettiğimi yansıtıyor... "İşte bu sebeple asılıyoruz küreklere, durmadan geçmişe doğru sürüklensek de, akıntıya karşı ilerleyen teknelerimizde."

İşte GLOW'dan bir soru! Instagram'da bazı sahne arkası fotoğrafları yayınladın, bu fotoğrafları çekerken hatırladığın komik veya tuhaf hikayeler neler? Tüm bu renkler, karakterler ve kostümleri ile gerçekten heyecan verici bir atmosfer olmalı.

Fotoğraf makinemi her zaman ayarlama, duruşları çalıştığımız esnada çekmek için getirdim. Bu tuhaf kostümler, karakterler ve atmosfer çok güzel olduğu için GLOW özellikle büyüleyici bir takımdı. Alışkın olduğumdan daha fazla renk çektim. Önceden kurulmuş bu topluluğa kendimi sokmanın bir yolunu arıyordum ve kameram adeta bunu başardı. Herkes fotoğraf çekerken bana karşı açıktı. Bazen aktörlerin fotoğrafını çekmek güç oluyor, çünkü kendilerini kamera karşısında zorlarlar, ancak bu kadınları öyle değil.
İnanılmaz derecede sıcak karşıladılar ve çok hızlı bir şekilde ailenin bir parçası haline geldim. Bu kadınların hepsini çok seviyorum (ve Marc'ı).

© Chris Lowell

Bir fotoğrafçı olarak hala ulaşmak istediğin bir şey var mı?

Diğer sanatçılar gibi, işlerimin görünür olmasını istiyorum. Son zamanlarda kolaj çalışmasıyla deneme yapıyordum ve bu projeleri "Hafıza Kutuları" olarak adlandırıyorum. Dergilere ve kampanyalara birkaç kez fotoğraf çekmeye çalıştım, bunu isteyerek yaptım. Kendimce. Kar amacı gütmeyen bir iş yapmak istiyorum. Sevdiğim insanları fotoğraflamaya devam etmek istiyorum. Daha fazla yabancıyı fotoğraflamak istiyorum. Ailemi fotoğraflamanın bir yolunu bulmak istiyorum. Film çekmeye devam etmek istiyorum. Müzelerde olmak istiyorum. Beğendiğim fotoğrafçılardan daha fazla şey öğrenmek istiyorum. Virginia'da bir öğleni Sally Mann ile geçirmek istiyorum. Atlanta'daki Elton John'un evinde dolaşmak ve koleksiyonuna bakmak istiyorum. Gelecek çocuklarımıza bir makinenin nasıl doldurulacağını öğretmek istiyorum. Her şeyi bırakıp baştan başlamak istiyorum.

Fotoğrafçılıkta yeni olanlara ne tavsiye verirsin?

Çek.

© Chris Lowell

Chris'in işlerini merak ediyorsan Instagram 'dan ve kişisel website sinden takip edebilirsin!

written by Sunshine Reyes on 2017-08-06 #people

More Interesting Articles