This is your last chance to pre-order your Petzval Lens and get the special aperture plates included for free! With estimated delivery in August (or even sooner), don’t miss out on securing your picture perfect portrait lens!

Have an account? Login | New to Lomography? Register | Lab | Current Site:

Benim Kulem, Benim Hikayem

Benden size İstanbul'u yeniden keşfetmek için farklı bir bakış açısı önerisi ! İşte.. La Sardina'mı Galata Shop'dan aldığım gün yürüdüm biraz ve hemen ilk işim Galata’yı çekmek oldu. Tabii herkes için güzeldir Galata ama benim için özeldir de. Çünkü benim kulem Galata, nasıl mı benim?

Son üç dört senedir gezip görmeye bolca zaman ayırıyorum. Yeni şehirler görüyorum, yeni heyecanlar yaşıyorum.

Biraz düşününce, yeni şehirlere gittiğimizde her şeyleri bizi heyecanlandırıyor. Merakla bakıyoruz, iştahla geziyor fotoğraflar çekiyoruz. Önem vererek gözlüyor, her ayrıntısını inceliyor, hiç sıkılmıyoruz. Otobüsle bir yerden bir yere giderken bile kitap okumak ya da uyumak yerine etrafı seyrediyoruz.
Peki İstanbul’umuz? İstanbul’da yaşayan insanlar olarak aslında şanslı görünsek de bence çok şanssızız. Ben başka bir şehirde yaşıyor olsaydım ve İstanbul’a gezmek için geliyor olsaydım, ne fotoğraflar çekerdim kim bilir. İşte bunun üzüntüsü ile çözümler aradığım bir gün şunu fark ettim.
Üniversite için İstanbul’a gelmiş tüm arkadaşlarım Galata’ya gitmişler, fotoğraflar çekmişler oradan; tanışmış, samimi bile olmuşlar. Oysa ben, her gün önünden geçiyorum otobüsle bir sebeple ama hiç gitmedim yakınına, ziyaretine.
Bunu fark edince hemen heyecanlandım, İstanbul’un tam merkezinde ama henüz keşfetmediğim bir yeri vardı. Hem de çok önemli, çok güzel, çok sevilesi..
Gitmek için bir gün belirledim, bir plan yaptım ve sonra düşündüm. Gidip göreceğim, belki beklediğim gibi değil ya da görünce bir kez, bitip gidecek işte ve bitecek bütün heyecanım.
Öyleyse hemen planımı iptal ettim. Hiç gitmeyeyim dedim, hep uzaktan bakayım. Hep uzaktan fotoğrafını çekeyim. Otobüsle geçerken bile gözüm onu arasın.
O günden sonra yaklaşık 2 buçuk sene geçti. Ben her Eminönü, Taksim, Karaköy yollarından geçişimde mutluluk ve heyecanla ona bakıyorum. Acaba bu taraftan da görülüyor mu, acaba nasıl görülüyor. Bir de tam onu ararken ucundan bir yerinden görüyorsam birden, oyun yapıyormuş gibi güldürüyor beni. Evet otobüste kendi kendine gülen bir kız…

Her elime geçen makine ile onu çekiyorum bir kez. Saklıyorum. Adını duyduğumda ya da birinin onunla fotoğrafını gördüğümde bir gülümseme oluyor yüzümde.
Böyle uzaktan çok güzel, tek hayalim ise yaşlandığımda bir gün (belki de uzak şehirlerde yaşıyor olacağım o zaman sırf onu görebilmek için İstanbul’a geleceğim) biliyorum ölmeden bir kez yanına gidip İstanbul’u bir de onun gözünden seyredeceğim. Acaba onu çektiğim tüm o yerlerden, ben nasıl görünüyordum ona. Belki o da bana gülüyor her seferinde.
İşte ilk Lomo’m ile koşarak Galata’mı çekme sebebim… Bu arada söylemeyi unuttum, ne zaman Galata muhabbeti geçse ‘senin kulen’ diye bahseder bilenler…
Benim önerim, her şeyin monotonlaştığı, dünyanın sayılı güzelliklerinin bile görüle görüle bıktırdığı bu yorgun şehirde hala heyecan duymak için kendinize küçük kahramanlar bulun. İnanın o zaman okuldan eve yorgun argın dönerken, otobüsün camından bakıp gülümseyeceğiniz biri sizi orda HER GÜN bekliyor olacak.
Teknik fotoğrafçıların havalarda uçuştuğu bu günlerde, diyaframlara sıkışıp kalmayacaksınız. Elinizdeki ne olursa olsun, o anki o haliyle saklatsın size o güzelliğini, yetecek.

written by gizemgoktas

No comments yet, be the first

Where is this?

Nearby popular photos – see more

Nearby LomoLocations